Monday, August 21, 2006

Sesimizi duyan var mı?


Herkese merhaba öncelikle:) Ben de bir dalgıç olarak, haddime düşer mi düşmez mi bilemiyorum ama su altı dünyasına dair birkaç şey söylemek istiyorum. Dalgıçlığı gerçekten severek yapan ve bu alanda ciddi anlamda bir şeyler yapmak isteyen çoğu insan, su altı dünyasının bambaşka olduğunu ve su altı dünyasını keşfetmenin sonu olmadığını düşünür. Çünkü istediğiniz kadar dalışınız olsun illa ki hiç kimsenin dalmadığı belki de dalıp da göremediği yerleri, canlıları siz keşfedersiniz. Bu da inanın gerçekten insana çok büyük bir mutluluk veriyor. Bence keşfetmenin keyfi bambaşka oluyor.
Aslında bu yazıyı yazma ihtiyacı duymamın nedeni, Türkiye’de bu su altı dünyası’na dair birçok şey yapılabileceği. Çoğu ülkeden daha fazladır dalış yapılacak yer ve onların eşsiz güzellikleri. Ama nedense Türkiye’de bunun için girişimler oldukça az ve bunun için desteklenen insan sayısı da! Neden biz de bir National Geographic kanalı için çalışan dalgıçlar ve su altı dünyası belgeseli hazırlayan dalgıçlar gibi olmuyoruz? Neden Türkiye’de bu kadar çok dalgıç varken bu işi sadece hobi olarak yapıyoruz? Türkiye’deki güzellikler hangi ülkede var acaba ve acaba hangi ülke bu kadar güzellikleri varken bunu saklamaya çalışıyor??? Biz sadece oturduğumuz yerden devamlı eleştiren ve hiçbir şey yapmayan bir toplum olduğumuz için sadece televizyon karşısında oturup National Geographic seyredip, “aaaaa ne güzel yapmışlar!” diyoruz. Eminim Türkiye’nin su altı dünyası belgeseli çekmek için kadro oluşturuyoruz deseler, milyonlarca dalgıç çıkar ortaya. Ama biz sadece belgelerimizi alıyoruz ve oturuyoruz. İnsanlar sorunca da “evet evet ben de bir dalgıcım Padi’den, Cmas’tan hatta National Geographic’ten bile sertifikam var.” Eeee napcan sen bu sertifikaları, bu alanda hiçbir şey yapmadıktan sonra? Bunu da geçiyorum bu alanda gerçekten bir şeyler yapmak isteyen insanlar için, “hayal dünyasında geziyorsun, ayakların biraz yere bassın, Türkiye’de yaşıyorsun burada böyle bir iş yapamazsın bu çok zor ancak National Geographic’te çalışırsın oraya girmen çok zor zaten” deniliyor. Harika!
Gokce Cetınkaya
Fotoğraf: Asutay Akbayır

Friday, August 04, 2006

Eğitim Merkezimiz; "Aqua Club"



Eeeee PeKi BiZ kİmMizMizMiZ aCaBa :)

Tabi ki biz Aqua Club'ın ilk National Geographic Dalgıçlarıyız :) Ne mutlu bize ;)

Hemen tanıtıma geçelim artık di mi ? Kim peki bu insanlar ? Öncelikle ortamızda duran o ulu insan:) , değerli hocamız Asutay Akbayır. Hepimizi o yetiştirdi. Onun için buradan da kendisine teşekkürlerimizi gönderiyoruz. ÇOK TEŞEKKÜRLER ASUTAY HOCAM ;) Ve sıra bizde soldan sağa doğru; Gökçe Çetinkaya, Ayşe Seyhan, Ali Yıldız ve Omay Karaata.


Herhangi bir yardımımıza ihtiyacınız olursa diye;

Ayşe Seyhan: ayseyhan@hotmail.com

Ali Yıldız: ali.yildiz@bg.com.tr

Gökçe Çetinkaya: gokce362@hotmail.com

Omay Karaata: omaykaraata@hotmail.com

İLk NaTiNaL GeOgRaPhİc PRoJeSinDe KiMLeR NeLeR NeLeR yApTı ;)

Makale: Gökçe Çetinkaya

Balık Bilgileri: Ayşe Seyhan

Web Sitesi Yardımı: Ali Yıldız

Harita ve Bilgileri: Omay Karaata

* KaNYoN *


Akdeniz Bölgesi'nde yer alan minik bir sahil kentidir Kaş. Tarihta adı "Antiphellos" olarak geçen Kaş, Türkiye'nin en özel yerlerinden birisi bana göre. Neden mi ?

Nedeni oldukça basit aslında. Kaş, tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Hitit İmparatorluğu, Likyalılar, Persler, Makedonya İmparatorluğu, Bergama Krallığı bunlardan sadece birkaç tanesi. Dolayısıyla Kaş'ta sayılamayacak kadar çok tarihi esere rastlamak mümkün. Bunların içinde en belirgin ve dikkat çeken kalıntılar, Kaş'ın merkezinde de yer yer rastlanabilen Likyalılar'a aittir. Likyalılar'a ait olan bu kalıntıların en başında lahitler yer alır. Lahitler; üst kapak, hazine ve naaş olmak üzere üç kısımdan meydana gelir. Lahitlerin üç kısım olarak tasarlanma nedeni; Likyalıların denizci ve ticaret yapan bir toplum olduklarından kaynaklanır. Likyalılar, öldükten sonra tekrar dünyaya döneceklerine inanan bir uygarlıktı. İnanışlarına göre, dirilen naaş, kendisine ait olan hazineyi alıp, denize geri dönecekti. Bu sebepten ötürü, lahitler hep deniz kenarlarında yer alır. Kaş'ta da iskele ve Kalkan'a giden sahil yolunda bu lahitlere rastlamak mümkün. Bu lahitler sayesinde Kaş, kendini diğer sahil kentlerinden oldukça farklı kılar.

Kaş'ın bu orjinal görüntüsü dışında, Türkiye'nin en gözde dalış mekanı olması da dikkatleri ayrıca üzerine çeker. Olağanüstü bir su altı dünyasına sahip olan Kaş, her yıl binlerce yerli ve yabancı dalgıcı misafir eder. 8-9 Temmuz 2006 tarihinde National Geographic dalgıçları olarak biz de Kaş'ın bu inanılmaz su altı dünyasını keşfetmeye gittik.

Kaş'ta Neptün Reef, Mavi Batık, Likya Batığı, Feneraltı, Hidayet Koyu, Kanyon, Uçak Batığı gibi birçok dalış bölgesi bulunur. Biz ilk olarak Hidayet Koyu'nda dalış yaptık. National Geographic Diver eğitimlerinin çoğunu burada gerçekleştirdik. İkinici dalış bölgemiz, 3 Kayalar'dı. Burada da son eğitimimizi tamamladık. Tabi ki bu dalışlarımız sadece eğitimden ibaret değildi. Eğitim yaptığımız yerlerde de gezdik ve sayısız balıkla karşılaştık. Bunlardan ilki her dalgıcın görmekten mutlu olduğu, Orfoz'du. İkinci gün tam anlamıyla National Geographic grubunun keşif günüydü. Tabi ki ilk durağımız Kanyon oldu.

Kanyon, Kaş'a gelen her dalgıcın görmesi gereken bir yer. Kanyon, Kovan Adaları'nın (3 adacık) hemen sağ tarafında yer alır. Bizim teknemiz, Kovan Adaları'nın sağ tarafındaki iki adacığın arsında demirliydi.(Bknz: Harita) Tüm National Geographic dalgıçları hazırlıklarını tamaladıktan sonra, teker teker suya atladı. Asutay Akbayır liderliğinde dalışımız böylece başlamış oldu. Tekneden 20 metre kadar uzaklaştık. Büyük bir kayanın önünde durduk. Asutay hoca önde olmak üzere, hepimiz sırayla kayayı geçmeye başladık Bu kaya, bir barikat görevi üstlenmiş gibiydi. Çünkü kayanın hemen arkasında akıntı başlıyordu. Akıntıya kapılıp gitmemek için kayalara tutunarak yavaş yavaş ilerlemeye başladık. Kanyon'a vardığımızda manzara inanaılmazdı. Mavinin her tonunu içinde barındıran bir kocaman yarık. İlk başta ürkütücü görünse de gerçekten yaşanması gereken büyük bir heyecan veriyor Kanyon. Derinliği yaklaşık 18 metre, genişliği ise 10 metre kadar. Her dalgıç sırayla kendini o 18 metrelik boşluğa yavaşça bıraktı. Ben Kanyon'a giren dördüncü dalgıç olduğum için, aşağıya kuş gibi süzülen dalgıçları izleme fırsatını da bulmuş oldum. Bu da dalışa ayrı bir güzellik kattı doğrusu. İki duvar arasından aşağıya indik. İndikten sonra ileri doğru gittiğimizde saç batık (Pamuk Batığı) ile karşılaştık. Batıklar, tarihin vazgeçilemez izleri olduğu için tabi ki hepimize inanılmaz dakikalar yaşattı. Biz orda başka bir dünyaya kapılıp gitmişken, Asutay hocanın Lahoz sürüsünü göstermesiyle kendimize geldik:) Otuz dört metreye kadar indiğimiz bu dalışın hemen ardından 2 saatlik bir mola verdik. Yemeklerimizi yedikten sonra Kanyon Adası'nın sol burnuna dalış yaptık. Bu bölgede gerçekten çok ilginçti. Çünkü orada da bizim yaşadığımız yer gibi kurulu bir düzen var gibiydi. Pinnalar bile büyükten küçüğe doğru yan yana sıralanmıştı çoğu yerde. Daltonları andırıyorlardı. Belki de saygı gibi birşeydi bu bizim tabirimizle. Suyun altındaki henüz adını bulamadığımız otlar, kocaman bir ormanı andırıyordu. Biz tüm bu güzelliklerin arasında kaybolmuşken, kocaman bir caretta caretta'yı az kalsın görmeden gidiyorduk. O da bizim gibi kendi dünyasında kaybolmuş gibiydi. Kocaman bir kayanın altında dinlenmeye çekilmişti. Yanına gittik. Şaşkınlık içinde biz ona bakarken, o da bize aynı şaşkınlıkla bakıyordu. Rahatsız olduğunu hissettik ve sessizce yanından ayrıldık. Son dalışımızın son dakikalarında bu kocaman caretta caretta'yı görmek bizi onurlandırdı. Ve onun gibi birçok deniz canlısını; Deniz Anası, Deniz Lalesi, Şakayık, Lahoz, Tekir, Karagöz... bunlardan sadece birkaç tanesi.
Yolunuz birgün Kaş'a düşerse, Kanyon'a dalış yapmadan gitmeyin derim ben.
Hepinize iyi nationallar :)

PaMuK BaTıĞı



KaŞ HaRiTaSı

DENİZ KAPLUMBAĞASI (CARETTA CARETTA)

Denizlerde yaşar.Yumurtlamak haricinde karaya hiç çıkmaz. Sırt tarafı kırmızımsı kahverengi alt tarafı ise beyazımsı açık sarı renklidir. Bacakları yüzmeye yarayacak biçimde kürek biçimi almıştır ve dış kenarlarında en fazla 2 tırnak bulunur. Oksijeni havadan almasına ramen uzun süre su altında kalabilir. Yumurtalarını gece kumsallarda açtıkları çukurlara gömerler. Bir defasında 100 yumurta bırakabilir.Yavrular 2 aylık kuluçka döneminden sonra gece vakti yumurtadan çıkarak denize giderler. Nesli tükenme tehlikesi altında olduğu için koruma altındadır.Akdeniz sahillerine yayılmıştır. En önemli yumurtlama bölgelerinden biri Köyceğiz Dalyan sahilidir.Kabuk boyları 1 metre kadar büyüyebilir. Balıklar, kabuklular ve su canlıları ile beslenir.

YAZILI HANİ (SERRANUS SCRIBA)

Uzunluğu en çok 25 cm. olabilen Yazılı Hani kendi türünün tipik bir örneğidir. Belli bölgelerde yalnız yaşar. Levrek Balığı ailesindendir. Kendinden küçük balıklar, karides gibi kabuklularla beslenir. Yaklaşık 30 m. derinlerde, belirli bölgelerde yalnız yaşar. Baş kısmındaki, çeşitli renk ve süslemelerden 'yazılı' ismini alır. Üremeleri Mayıs - Haziran arasında olup, cins ve türlerine göre 18.000 - 900.000 yumurta döker.

LAHOZ (EPİNEPHELUS COSTAE)

Ege ve özellikle Akdeniz'de yaygın bulunan, boyları 1 m. olabilen bir Hani türüdür. Fazla derinlere gitmeden kayalık, taşlık veya çakıllı alanlarda yaşar. Oldukça yırtıcı, etçil bir balıktır. İrili ufaklı her türlü kabuklular, omurgasızlar ve küçük balıklarla beslenir. Mayıs - Haziran arasında üreme yapar

ORFOZ (EPINEPHELUS GUAZA)

Vücut yandan yassı ve ovaldir. Baş ve ağız büyüktür. Deri kalın olup ufak pullarla kaplıdır. 1'inci sırt yüzgeci daha yüksek olup, 2'nci sırt yüzgeci ile birleşmiştir. Kafa, sırt ve yanlarında canlı iken görülen, ölünce kaybolan yeşilimsi, sarı lekeler ve dikey bantlar bulunur. alt tarafı daha açık renklidir. Solungaç kapakları açık ve dikenlidir. Kuyruk yüzgeci yuvarlaktır.
Orfoz hermafrodit olup, cinsel olgunluğa eriştiği zaman dişi cinsiyet organlarına sahiptir. Hayatının belirli bir dönemini dişi olarak geçirdikten sonra 18. yaşına geldiğinde dişi cinsiyet organları kaybolarak yerine erkek cinsiyet organları gelişir ve hayatının geri kalanını erkek olarak yaşar.

ANEMON KAYABALIĞI (GOBİUS BUCCHICHI)

Sığ sularda deniz anemonu'nun yakınlarında bulunur ve tehlike anında bunların uzantıları arasına saklanır. Vücutları sarımsı kahverengi, sarımsı gridir. Boyları genelde 10 cm dir. Küçük balıklar ve omurgasızlarla beslenir.

DİL BALIĞI (SOLEA sp.)

Denizlerimizde 10 m'den 300 - 500 m'ye kadar derinliklerin, kumlu, çamurlu veya çakıllı diplerinde fazla hareket etmeden ve uzun göçler yapmadan yaşar. Boyları 20 - 25 cm. olur. Dipteki omurgasızlar, küçük balıklar ve böceklerle beslenir. Bahardan itibaren kıyılara sokularak Haziran - Temmuz arasında üreme yapar

GÜN BALIĞI (THALASSOMA PAVO)

Deniz sıcaklığı 18-23C olan sıcak denizlerde bulunur. Genç bireyler yosun yeşilidir. Sırt yüzgeçlerinin ortasında siyah bir nokta vardır. Daha küçük ve dişi bireyler ise turuncu-kahverengi karışımıdır, beş civarında dikine mavi bantları vardır. Kafalarında mavi yada mavi-yeşil çizgiler vardır. Yan yüzgeçlerinin hemen arkasında bır tane mavi, bir tane de maviolandan daha kalın kızıl-kahverengi enlemesine bant vardır. Taşlık zeminlarde ve deniz çayırlarına yakın yşarlar. Derinliği 1-50 m arasında olan bölgede yaşarlar. 150 m’ye kadar inebilirler. Boyları 15-20 cm arasında değişir. En fazla 25 cm olabilirler. Diğer lapinler de olduğu gibi bunlarda da cinsiyet değişimi görülür. Farklı cinsiyetteki bireylerde belirgin bir renk farklılığı görülür. Cinsiyet değiştirebilmelerini, ortamda çok sayıda genç ve çok sayıda yumurta bırakabilen dişi birey olması yönünde kullanırlar. Erkeklerin sayıları azdır fakat haremindeki birçok dişinin yumurtasını dölleyebilir. Bu balıklar gündüz aktiftir. Güneş battığında güçlü kuyrukları ile kendilerini kuma gömer ve geceyi orada geçirirler. Omurgasızlarla beslenirler.

GÜNEŞ BALIĞI (CORIS JULIS)

Lapin ailesindendir ve aynı yaşam karakterini gösterir. Boyları ortalama 20 cm. olur. Gövdesini çevreleyen renklerin gizelliği ile denizlere güzellik katarlar. Nisan - Haziran arasında üremelerini yaparlar ve türüne göre 600 - 20.000 taneye kadar yumurta döker.

KARAGÖZ (DİPLODUS VULGARİS)


Bütün denizlerimizde, çoğunlukla Marmara ve Ege'de ılıman suların kayalıklarında yaşayan, bol bulunan yerli balıklarımızdandır. Sürüler halinde yaşar. Suların ısı şartlarına göre bahar aylarından Ağustosa kadar üreme yapar. Çeşitli türleri sularımızda yaşar. Kuyruğu lekeli ve çizgili olanı Isparoz / İspari olarak tanınır.

TEKİR (MULLUS SURMULETUS)

Karadeniz dışında diğer denizlerimizde yazın rastlanır. Boyları 15 - 35, en çok 25 cm. olabilir. Kumluk, çamur veya taşlık kıyı kesimlerinin 3 m'den 100 m'ye kadar derinlerinde gidip gelerek yaşar. Diplerdeki kabuklular, böcekler ve diğer canlılarla beslenir. Yaz aylarında üreyip yapışkan yumurtalarını 10 - 60 m. derinlere bırakır.

DENİZ TAVŞANI (CHROMODORIS sp.)

Renkleri sarı ve turuncu tonlarındadır. Ağızlarının etrafındaki uzantıları altın sarısıdır. Mağara duvarlarında, kayalıklarında, süngerlerin üzerinde ve buna benzer yerlerde zemine tutunarak yaşarlar. Yaşam alanı olarak kıyılardan derin denizlere kadar geniş bir dağılım gösterirler. Koloni halinde yaşarlar. Vücutlarının uzunluğu 4 cm’ye kadar ulaşabilir. Ağızlarının etrafında 30-35 civarında dokunaç vardır. Dokunaçlar iki sıra halinde dizilmiştir. Ortalama 10 yıl kadar yaşarlar. Üremeleri eşeyli ve eşeysiz olarak gerçekleşir. Yaşamaları için en uygun sıcaklık 15-20 oC arasındadır. Fazla ışık alan yerlerde ve akıntısız bölgelerde büyük koloniler oluşturmazlar. Sudaki organik maddeler, çok küçük organizmalar ve planktonlar temel besin kaynaklarını oluşturur.

DENİZ LALESİ (CERIANTHUS MEMBRANACEUS)

Tüpleri genellikle kirli toprak rengindedir. Vücutlarının ve dokunaçlarının rengi değişkendir. Çoğunlukla saımtırak veya kahvengiden eflatuna kadar değişik renklerde olurlar. Genelde çamurlu, balçık ve kumlu bölgelerde yaşarlar. Sığ bölgeleri yaşam alanı olarak seçerle ama 40 m kadar da inebilirler. Boyları 20-35 cm arasındadır. Ağızlarının etrafında iki sıra halinde dizili kollar iki farklı boydadır. Dıştakiler uzun yakalama kolları, içtekilerse daha kısa ağız kollarıdır. Kolları ıle çapları 40cm ye kadar çıkabilir. Tüplerini toprakta 1 m kadar derine gömebilirler. Vücutları mikroscobik boyutta sık, mat ve zehirli tüylerle kaplıdır. Bu tüyler hayvanı bakterilere karşı koruma görevi üstlenir. Tehlike anında tüm uzantılarını tüpün içine çekebilirler. Eşeyli olarak çoğalırlar ve akvaryum şartlarında 50 yıldan fazla yaşarlar. Kollarının yardımı ile çevreden topladıkları plankton ve benzeri küçük organizmalarla beslenirler.

DENİZ HIYARI (SYNAPTULA sp.)

Vücutlarının rengi kahverengidir. Üzerlerinde sarımsı yada açık kahve lekeler de görülebilir. Kumluk ve fazla set olmayan zeminlerde yaşarlar. Süngerlere yakın yerleri tercih ederler. 0-50 m arasındaki derinliklerde bulunurlar. Ortalama bpyları 20-25 cm arasındadır ama vücutları körüğe benzediği için açıldıklarında 60-70 cm’yi bulurlar. Ağız kısmında dokunaçları vardır. Bu dokunaçların yanlarında düzensiz yerleşmiş uzantılar görülür. Organik çamurla beslenirler.

DENİZ KESTANESİ (SPHAERECHINUS GRANULARIS)

Dikenlerinin rengi ayırt edicidir. Genelde koyu mor olan dikenler çok ender de olsa kırmızımsı veye pembemsi olabilir. Dikenlerinin ucu genellikle beyazdır. Üstü bazı deniz bitkileriyle kaplanmış kayalıkları ya da deniz çayırlarının bulunduğu alanları tercih ederler. Sığ yerlerde 2 m den başlayarak 65 m ye kadar görülebilirler. Derinlik arttıkça renkleri açılır. Vücutlarının çapı 12-13 cm’dir. Dikenleri kalın, uçları küt ve 2 cm uzunluğundadır. Çok güçlü zehirleri vardır fakat insan için etkili değildir. Deniz çayırlarının kökleri ile ve alglerle beslenirler.

KIRMIZI DENİZ YILDIZI (ECHINASTER SEPOSİTUS)

Parlak kırmızı renktedirler. 0-250 m arasındaki sularda yaşarlar. Kayalıkların üzerinde ya da kumluk alanlarda bulunurlar. Vücut renklerinden daha koyu renkte cıkıntıları vardır. Derileri yumuşaktır. Kolları kademeli olarak uçlara doğru sivrilerek uzar. Etçil beslenirler.( Midye, salyangoz, solucan, kabuklular, küçükbalıklar). Mercanlarla da beslendikleri için mercanlara zarar verebilirler.

DELİCİ MİDYE (PİNNA NOBİLİS)

Kabukları genelde sütlü kahverengidir. Bazen kızıl kahverengiye yakın renkte olanları da görülür. Kabuk üzerinde gri renkte noktalar bulunabilir. Genellikle kumlu bölgelerde yaşarlar. Deniz çayırlarının arasında sıkça görülürler. Sivri uçları ile kumun içinde dik dururlar. Dışarıda kalan kısımlarının üzeri liflidir. Tepe kısımları yuvarlartır. Beslenme ve solunum için açılır, tehlike anında hızla kapanır.Kabuk parçaları eşit, uzun üçgen şeklindedir ve arkada birbirinden ayrılır. Kabukalrın tabanı düzdür ve yaşadıkları zemin üzerine sabitlenmiştir. Kabukları ortalama 45 cm uzunluğundadır, en büyüğü 100cm civarındadır. Kabuğun dış kısmında çeşitli canlılar (kabuklu canlılar, yaosunlar vb.) bulunabilir. Böylece kamuflaj sağlayarak düşmanlarından korunur. Canlı kısmı kabuğun içindedir. Kapaklarını açıp kapatarak plankton ve organik besin maddeleri ile beslenir.

DENİZ ÇIYANI (HERMODICE CARUNCULATA)

Renkleri yeşilin ve kahverenginin tonlardadır. Gövdelerinde parlak renkli enine bantlar bulunur. Vücutlarındaki saydam kıllar tehlike anında beyaz renk alır. Sert zeminlerde yada deniz çayırlarında da bulunabilirler. Sığ ve derin sularda yaşayabilirler. Boyları 10-20 cm arasında değişir. Bazen 30 cm kadar ulaşabilirler. Dört tane gözleri vardır. Üzerlerinde sert ve beyaz kılları taşıyan 105 ye yakın segment vardır. Bu kıllar zehirlidir. Bu kıllar sayesinde düşmanlarından korunur, rhatsız edilince bu kılları fırlatır. Bu kıllarla temas eden insanların derilerinde yanma ve kızarıklıklar olabilir. Etçil olarak beslenirler. Özellikle sualtında ölen balıkların leşlerine sürü halinde ulaşıp kısa sürede tüketirler.

DENİZ ŞAKAYIĞI (PARAZOANTHUS AXINELLAE)

Renkleri sarı ve turuncu tonlarındadır. Ağızlarının etrafındaki uzantıları altın sarısıdır. Mağara duvarlarında, kayalıklarında, süngerlerin üzerinde ve buna benzer yerlerde zemine tutunarak yaşarlar. Yaşam alanı olarak kıyılardan derin denizlere kadar geniş bir dağılım gösterirler. Koloni halinde yaşarlar. Vücutlarının uzunluğu 4 cm’ye kadar ulaşabilir. Ağızlarının etrafında 30-35 civarında dokunaç vardır. Dokunaçlar iki sıra halinde dizilmiştir. Ortalama 10 yıl kadar yaşarlar. Üremeleri eşeyli ve eşeysiz olarak gerçekleşir. Yaşamaları için en uygun sıcaklık 15-20 oC arasındadır. Fazla ışık alan yerlerde ve akıntısız bölgelerde büyük koloniler oluşturmazlar. Sudaki organik maddeler, çok küçük organizmalar ve planktonlar temel besin kaynaklarını oluşturur.

SİYAH SÜNGER (IRCINIA MUSCARUM)

Su diplerinde, kayalar, hayvan kabukları veya zemin üzerine yapışarak yaşayan basit yapılı, omurgasız hayvanların bir şubesi. Parlak sarı, turuncu, kırmızımtrak, siyah ve menekşe renkli olabilirler. Belli bir şekilleri yoktur. Vazo, kadeh, torba, boru, çalı gibi muntazam olmayan kümeler meydana getirirler. Hakîkî doku ve organlardan mahrumdurlar. Duyu, sinir ve hareketi sağlayan hücreleri bulunmadığından yapıştıkları zeminlerde sâbit yaşarlar. Hayvanlardan çok bitki hissini verirler. Boyları birkaç milimetreden, 1-2 metreye kadar değişir. Büyük çoğunluğu sıcak denizlerde yaşar. Çok azı tatlı sularda bulunur. Bir sünger zemine yapışan kapalı bir kısımla vücut boşluğuna açılan “oskulum” denen bir açıklıktan ibârettir. Yanlarda da suyun girip çıkmasını sağlayan delikler (por) vardır. Bu delikli yapıdan dolayı süngerlere“porifera” denir. Küçük ağız vazifesini gören yan deliklerden giren su, vücut boşluğunu dolaştıktan sonra, oskulumdan tekrar dışarı atılır.

DENİZ ÇAYIRI (POSIDONIA OCEANICA )

Denizin fidanlığıdır. Kökünün olması, fotosentez yapması, eşeyli (çiçekle) üremesi temel bitkisel özellikleridir. Posidonia oceanica kumlu ve çamurlu alanları tercih eder. Yatay ve dikey gelişerek zemini kavrar yoğun bir doku oluşturur. Kökleriyle zemine tutunur ve böylece hem erozyonu önler hem de dip yapısını sağlamlaştırır, sabitler. Ayrıca bu yapısıyla, sudaki askı yükleri ve sedimentasyonu tutup zemin hareketini düzenler ve kıyı çizgisini korurlar. Oksijen kaynağıdır. Posidonia oceanica hem eşeyli hem de eşeysiz üreyebilen bir bitkidir. Eşeyli üreme Ağustos-Kasım ayları arasında gerçekleşir. Bölgenin flora ve faunasının (bitki ve hayvan türlerinin) %25'ini destekler. Deniz Kaplumbağaları, Su Kuşları, Kafadan-bacaklılar, Kabuklu Hayvanlar ve Midyeler için önemli beslenme alanları sağlar.